ARKADAŞINA GÖNDER
Dikkat Arazi
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

HABERLER

Dikkat Arazi

10.02.2016 Çarşamba
DİKKAT ARAZİ

Pek çok SUV sadece asfalt odaklı bir sürüş için üretilmişken Land Rover Discovery Sport gibi arazi sürüşüne uygun karakterler de var. Arazi yeteneğini ikinci plana atmayan Discovery Sport ve orta sınıfın en yenisi Mercedes GLC, Audi, BMW ve Volvo cephesinden üç en önemli rakibin karşısına çıkıyor.

Kıyasıya bir rekabetin yaşandığı ve neredeyse tüm köşelerin tutulduğu orta sınıf SUV pazarında başarının yolu, fark yaratacak bazı kaliteleri ortaya koyabilmekten geçiyor. Hele ki mücadelenin yaşandığı yer bir de premium modellerin bölgesiyse...

Orta sınıf premium SUV'ların en yenisi olan Mercedes GLC, bu sınıfın aynı zamanda en iyisi de olmak istiyorsa, Audi, BMW, Land Rover ve Volvo cephesinden gelen rakipleri karşısında kalitesini ispat etmek zorunda. Karşılaştırmadaki beş otomobil de farklı karakteristik yönleriyle dikkat çekiyor: Audi Q5 akılda soru işaretleri oluşturmayan bir işçilik ve malzeme kalitesi, BMW X3 dinamik sürüş özellikleri, Land Rover Discovery Sport arazideki sürüş yeteneği, Mercedes GLC konfor ve Volvo da güvenlik donnımları gibi algılara sahip. Madem SUV'lardan yani arazi sürüşlerine uygun otomobillerden bahsediyoruz, bu karşılaştırmada önceliği, imajının neredeyse tamamı arazide sürüş yeteneği kurulu olan markayla, yani Land Rover ile başlayalım.

Karoser

Discovery Sport'un karakteristik görünümü, karşımızda Land Rover ailesinin güncel üyelerinden biri olduğu konusunda akıllarda bir soru işareti yaratmıyor. 2,74 metrelik dingil mesafesi ve yüksek omuz çizgisi, otomobilin gerçekte olduğundan daha büyük olarak algılanmasına etki ediyor. Discovery Sport'un 4,59 metrelik uzunluğuysa rakiplerinden yaklaşık 5 cm daha kısa. Ancak otomobilin ön koltuklarında karşılaştırmadaki rakipleri kadar geniş bir yaşam alanı mevcut. Bununla birlikte öndeki koltukların ayar imkanı uzun boylular için yetersiz kalabilir. Mercedes GLC bu konuda Land Rover'dan daha iyi. Sürücü koltuğu en arka noktaya getirildiğinde pedallara kadar 7 cm daha fazla mesafe sunabiliyor. Karşılaştırmanın en alçak karoserine sahip olan GLC, buna karşın oturma alanı üstündeki yükseklikte 104 cm ile en başarılı değere sahip. Ancak yaşam alanında bir eksiklik ne "küçük" Discovery'de ne de Audi Q5, BMW X3 veya Volvo XC60'ta karşımıza çıkıyor. Land Rover ve Volvo'nun yaşam alanlarındaki ortak eleştiri noktasını geniş ve çıkıntılı, sağ koltukta oturan yolcunun diz mesafesinden bir miktar çalan, orta konsol oluşturuyor.

Önden arkaya geçildiğindeyse Land Rover'ın diz mesafesinde dersine çok iyi çalıştığı görülüyor. Selefi Freelander'da eleştiri konusu olan kısıtlı arka koltuk diz mesafesi Discovery Sport'ta cömert bir biçimde çözülmüş. Tavandaki gereksiz çıkıntı dışında arka bölümde eleştiriye açık pek fazla nokta yok. Arka koltuğun hem ileri-geri kaydırılabilmesi hem de sırtlığında eğim ayarı olması konfor ve değişkenliği destekleyen akıllıca bir detay. Audi Q5 dışında Land Rover'daki bu özelliği sunabilen başka model yok. BMW, Mercedes ve Volvo sabit arka koltuklara güveniyor. Arkada oturanların dizlerini en fazla kırmasını gerektiren otomobil BMW X3 ve ön koltukların altında ayakları uzatmak için en fazla boşluk sunansa Mercedes GLC.

Land Rover Discovery Sport'ta sunulan ve hacmi 541 ile 1698 litre arasında değişen bagaj, karşılaştırmanın en yüksek maksimum değeri anlamına geliyor. İkinci koltuk sırası katlandığında zeminde oluşan küçük basamak göz ardı edilebilir bir pürüz. Bagaj zemininin altında tam boy bir yedek lastik için yer sunan tek otomobil olan Discovery Sport'un 2,5 tonluk römork kapasitesini sadece Mercedes GLC yakalayabiliyor. Otomobilin 2505 kg olarak açıklanan azami yüklü ağırlığı sınıfının en iyi değerleri arasında.

Discovery Sport'ta güvenliği şansa bırakmayan Land Rover, otomobilde standart olarak acil durum frenlemesi, şerit takip yardımcısı ve yaya havayastığı sunuyor. Ancak adaptif bir hız sabitleyicisi veya viraj aydınlatması mevcut değil. Land Rover'ın giriş modeli yine de 2008 yılından bu yana karşımızda olan Audi Q5 ve Volvo XC60 gibi iki modele göre fazlasını sunuyor. Geçtiğimiz yıl makyajlanarak güncellenen BMW X3 günü yakalarken, Mercedes GLC, özellikle opsiyon listesine başvurulduğunda, güvenlik konusunda sınıfının yeni referansı.

Sürüş Konforu

Düz caddelerde ve otoyollardaki "geniş" sürüşlerde, beş orta sınıf SUV da beklenen konforu sunmakta zorlanmıyor. Üstelik karşılaştırmadaki en küçük jantlı otomobil 19 inçlik jantlara sahip. Audi, BMW ve Mercedes, yol yüzeyindeki yama ve rögar kapağı gibi engebeleri Land Rover ve Volvo'dan daha iyi filtre ediyor. Volvo'nun kararlı ve dengeli sürüş karakterini rahatsız eden unsur 20 inçlik gösterişli jantları oluyor. Audi'de de aynı ölçüde jantlara yer verilmiş olsa da, Ingolstadt süspansiyon konforuna daha özenli yaklaşmış. Volvo'nun süspansiyon sistemi bozuk yollarda aslında darbe emişi konusunda istekli. Ancak helezonlar ve amortisörlerin bunun için fazla mesai yaptığı hem duyuluyor hem de hissediliyor. Test aracında bulunmuyor olsa da, Volvo'nun opsiyon listesinde adaptif bir süspansiyon sistemi de var.

BMW ve Land Rover'da da yürüyen aksam zorlandığında bunu ön akstan gelen seslerle belli ediyor. BMW'nin çok nazik bir biçimde çalışan adaptif amortisörleri karoser hareketlerini etkili ve örnek bir biçimde kontrol altında tutuyor. Daha gergin bir altyapısı olduğunu hissettiren Discovery Sport'un yürüyen aksamı ne maksimum taşıma kapasitesinde ne de bol virajlı, aktif yollarda limitlerine ulaşmasa da, aracın içindeki yolcular BMW'ye göre daha fazla sallanıyor.

GLC'nin, otomobile bugüne kadar bu sınıft a rastlanmamış yükseklikte bir sürüş konforu kazandıran opsiyonel havalı süspansiyon sistemi de zorlanma emaresi göstermiyor.

Otomobilin tekerleklerinin temas ettiği yol yüzeyi ister çukurlu ve bakımsız bir sokak ister yüksek hızlara çıkılan bir otoyol olsun, GLC adeta kelime anlamıyla da asfaltın üzerinde süzülüyor. Opsiyon listesinde yer alan konfor koltukları, süspansiyon kalitesini taçlandırıyor. Bu koltuklarla hem otomobille daha iyi bütünleşiliyor hem de yumuşak dolguları evdeki TV koltuğunun rahatlığını sunuyor. Audi ve BMW'nin koltukları üzerlerinde oturanları daha sıkı kavrıyor. Land Rover ve Volvo'nun koltuklarında sunulan omuz desteği ise neredeyse yok hükmünde. Buna karşın Volvo'da Inscription paketiyle gelen çok kaliteli, yumuşak deri döşeme insanı evinde hissettiren bir sıcaklıkta. XC60'ın dış gürültülerden çok iyi izole edilmiş olan yaşam alanı, markanın güvenlik algısıyla uyumlu, bir kale hissini de taşıyor. BMW ise Volvo'dan farklı olarak dışarıda olup bitenleri kabinine daha fazla yansıtıyor ve 120 km/s'den itibaren motor ve özellikle de rüzgar gürültüsü rahatsız edici seviyelere çıkıyor.

Motor/Şanzıman

Kısa bir süre önce makyajlanan Range Rover Evoque ve yeni dönem Jaguar modellerinde de göre yapan, İngilizlerin kendi başına geliştirip Wolverhampton, İngiltere'de ürettiği Ingenium motor ailesinin 180 HP'lik üyesi artık Land Rover Discovery Sport'ta da görev yapıyor. 150 ve 180 HP'lik iki versiyonu olan 2,0 lt'lik yeni dizel, güçlü sürümünde 2 tonluk İngiliz SUV'unu 8,9 saniyede 0'dan 100 km/s hıza çıkartma iddiasında. Ancak motorun test sürüşünde üzerimizde bıraktığı zorlanıyormuş ve zayıfmış hissi, hızlanma ölçümleriyle de teyit oldu: 10,2 saniyelik 0-100 km/s değeri hem rakiplerinden hem de fabrika verisinden bir hayli geride. Karşılaştırmanın en hızlısını tahmin etmek pek zor değil: Mercedes GLC 250 d, çift turbo destekli, 2,1 lt'lik dizel motoruyla 0-100 km/s hızlanmasını 7,8 saniyede tamamlayıp Volvo'yu 1,2 saniye, Audi'yi 0,8 saniye ve BMW'yi de 0,5 saniye geride bırakıyor. Bu farkta GLC 250 d'nin güç ve özellikle de tork anlamında rakiplerinden bir hayli ileride olmasının etkisi büyük. 0-160 km/s'de Mercedes'in Land Rover'a attığı fark neredeyse tam 9 saniye.

Mercedes GLC 250 d'de görev yapan 9 ileri vitesli otomatik şanzıman, motorla başarılı bir uyum ortaya koyarken, canlı çalışma karakteri ve gaz pedalından gelen emirlere hızlı tepkiler vermesiyle sürüş keyfini arttırıyor. Mercedes'in karşılaştırmanın en performanslı otomobili olmasının yanına bir de beşlinin en tutumlusu olmayı eklemesi alkışı hak ediyor. GLC 250 d'nin 7,8 lt/100 km olarak gerçekleşen ortalama test tüketimini yakalayabilen tek otomobil 8 ileri vitesli bir otomatik şanzımana sahip BMW X3 oluyor. Çift kavramalı bir otomatikle donatılan Audi Q5, 100 km'de 8,0 litre motorinle yetiniyor. Tutumlu üçlüyü Land Rover (8,5 lt/100 km) ve Volvo ( 8,8 lt/100 km) takip ediyor. Dikkatli okurların olası kafa karışıklığını ortadan kaldırmak için: Volvo XC60 D4 AWD, D4 takısı aksini düşündürse de 2400 cc'lik karizmatik 5 silindirli dizele sahip. Önden çekişli versiyonlarda D4 takısı 190 HP gücündeki 2,0 lt'lik 4 silindirliye işaret ederken, 4x4 versiyonlarda aynı güçteki 5 silindirli motor var. Çift turbo tarafından beslenen motor, dinamik ve heyecan veren karakteristik 5 silindir sesi ve harika güç üretim karakteriyle keyif veriyor. Rakip modellerin otomatik şanımanlarında vites sayıları 7, 8, 9 diye havada uçuşsa da Volvo 6 ileri vitesli bir otomatikle yetinmiş ve bu durum yakıt tüketimi dışında sürüşle ilgili bir olumsuzluk yaşatmıyor.

Sürüş dinamikleri

Premium otomobillerde güvenlik sadece donanım veya fren performansıyla sunulan bir kavram değil. Sürüş güvenliği de büyük harfl erle yazılan bir gerçek. BMW ve Volvo'da ESP'nin geç gelen müdahaleleri dar virajlarda iki otomobilin de arka akslarıyla küçük dans hareketleri icra etmesine izin veriyor.

Volvo'da biraz hafif ve hissiz kalan direksiyon dışında büyük dönüş çapı da birlikte yaşanmaya mecbur pürüzler arasında yer alıyor. BMW ise kalın direksiyon simidiyle, sürücüsünün tüm emirlerini direkt ve keskin bir biçimde harekete dönüştürüyor. Audi ve Mercedes de canlı yönlendirme yetenekleriyle ışıldarken bu ikilide ESP, mesaisine daha erken başlıyor. ESP sistemleri iki otomobilde de tekrarlanabilir, daha iyi tur zamanları atılmasına engel oluyor. Bununla birlikte Q5 bir kere koptu mu, havasını yeniden zor buluyor. Bu yüzden Audi'de limitleri aşmadan, daha sakin direksiyon hareketleriyle virajlarda gezinmek daha doğru bir tercih olacaktır. GLC'de spor modu tercih edildiğinde otomobilin havalı süspansiyon sistemindeki karakter değişimi de belirgin bir hal alıyor. Bununla birlikte, yeterince dinamik bir karaktere bürünen GLC'nin, fren performansının daha iyi olmasını beklerdik.Land Rover, sıkı bir fren performansı isteyenler için doğru adres oluyor. Ancak otomobilin frenleri ne kadar güçlüyse elektronik yardımcılar sportif sürüş manevralarına karşı o kadar kırılgan. Discovery Sport'ta ESP kapalıyken, otomobilin hafif arka kısmı arkadan kayma için provoke edildiğinde ortaya ilginç sonuçlar çıkıyor. ESP'nin dengelemeye yönelik fren müdahaleleri hissedilse de, gazla birlikte kontra verilmesi ve özellikle de fren pedalına sürücünün kendi müdahalesi ESP tarafından kısa bir an için engelleniyor. Bu tepkiyle karşılaşılan ilk an, çocukken ilk kez korku tüneline girdiğinizde yaşadıklarınıza çok benziyor. İngilizler'in bu garip ESP ayarı hem tur zamanını ve slalom hızını olumsuz etkiliyor hem de sürüş keyfinden ve hissedilen sürüş güvenliğinden çalıyor. (Land Rover'ın konuyla ilgili açıklamasını, 56'ncı sayfadaki kutuda okuyabilirsiniz) Discovery Sport, standart olarak sunduğu Terrain Response adlı zemin seçim programıyla asfalt dışında ideal çekişe yardımcı oluyor ve opsiyonel olarak sistemi Adaptive Dynamics isimli daha sportif bir programla da genişletebiliyor. Mercedes, opsiyon listesinde yer alan Off road Technik paketiyle sürücüye beş farklı arazi sürüş programısunabiliyor ve yine opsiyon listesinde yer alan havalı süspansiyon sistemi otomobilin taban yüksekliğini arttırabiliyor.

SONUÇ: Premium orta sınıf SUV'lar arasında tercihini her köşe başında karşımıza çıkabilen Almanlar yerine farklı bir modelden yana kullanmak isteyenler için Land Rover Discovery Sport iyi bir tercih. Zengin donanım, geniş bir yaşam alanı, günlük kullanımı kolaylaştıran detaylar ve güçlü frenler otomobilin kozları arasında. İsveçli XC60, omuzlarına binen yılları belli etse de hala kaliteli işçiliği ve değerli ambiyansıyla etkileyici. Ancak BMW X3'ün adaptif yürüyen aksamıyla sunduğu konfora yaklaşamıyor. X3, kapsamlı güvenlik donanımı, aktif yol tutuşuyla göz kamaştırsa da, işçilik ve fren performansında bir adım önde olan Audi Q5'e geçiş üstünlüğünü vermek zorunda kalıyor. Mercedes GLC, bu sınıfın en yenisi olduğunu tasarımından donanımına, sürüşünden kabinine kadar neredeyse her noktasında hissettiriyor. Havalı süspansiyon sisteminin sağladığı konfor bugüne kadar bu sınıft an tanımadığımız bir yükseklite ve bunun yanında hafif arazi sürüşlerini destekleyen sürüş programlarıyla da donatılabiliyor.

Yazı: Markus Schönfeld - Eray Özgür

Fotoğraflar: Daniela Loof