ARKADAŞINA GÖNDER
E'nin Büyük Savaşı
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

HABERLER

E'nin Büyük Savaşı

09.03.2016 Çarşamba
E'NİN BÜYÜK SAVAŞI

Mercedes-Benz E Serisi’nin 10’uncu nesli, tasarım olarak C ve S serileri arasında konumlandırılmış olduğu için, kabuğunun altında yatan devrimsel yenilikleri ilk bakışta belli etmese de, karşımızda çok özel bir otomobil bulunuyor.

Takvim yapraklarında 1992 yılının Ağustos'u var. Yaz tatili bitip, okulların başlamasına bir ay kalmış. Otomobillere olan merakım mahallemde herkesin dilinde. Okuduğum dergilerden ve yurtdışından gelen bazı kataloglardan öğrendiklerimi arkadaşlarıma satarak çok havalıyım. Ve bir gün konuşan otomobilden haberim oluyor. Arkadaşlarıma büyük bir heyecanlar Renault Safrane'dan bahsediyorum. Tanıdığım ilk konuşan otomobil. Daha doğrusu sürücüsüne sesini duyuran otomobil diyelim. Aradan geçen zamanda otomobiller sürücüyle iletişim kurmayı 1992 yılında Safrane'ın monoloğuna göre bir hayli ilerletti. Ancak kendi aralarındaki sohbet şimdiye kadar hep çok kısıtlı seviyelerde kaldı. Bu durum artık değişiyor. Mercedes-Benz'in 10'uncu nesil E Serisi olarak tanımladığı yeni orta üst sınıf temsilcisi otomotiv endüstrisine yeni standartlar kazandırmaya aday.

Stuttgart'ın yeni yıldızını incelerken tasarıma kısa bir parantez açalım. Kısa diyorum, zira karşımızda tasarım anlamında yeni ufuklar açan bir otomobil yok. Biraz C biraz da S Serisi demek, yeni E Serisi'ni tanımlamanın en kısa ve doğru yolu olabilir. Tasarımın kişisel bir değerlendirme alanı olduğunu altını çize çize, üstüne basa basa savunan biriyim. Bir insanın hoşuna giden bir başkasının hoşuna gitmeyebilir. Ben de kendi kişisel fikrimi söylüyorum: Yeni E Serisi şık ve zarif bir otomobil ancak heyecan verici detaylar sunmuyor. Bir önceki nesil, yani W 212, dört adet köşeli farı, Ponton'a göndermede bulunan arka çamurlukları ve kama formlu siluetiyle çok daha fazla karakter noktasına sahipti. Mercedes'in en önemli rakiplerine baktığımızda Audi'nin de birbirine fazla benzeyen otomobiller üretmekle eleştirildiğini, BMW'nin bir durgunluk dönemi yaşadığını söylemek mümkün. E Serisi'nin rakipleri arasındaki en yeni model olan Volvo S90 ise dörtlü içinde en kendine has ve ilgi çekici görünen otomobil tanımını hak ediyor.

Yeni E Serisi'nin karoserindeki melez tasarımın bir benzeri otomobilin kabininde de karşımıza çıkıyor. Orta konsolun merkezindeki dörtlü hava çıkışı ve bir çift dijital ekranın hakim olduğu kokpit bu yönüyle S Serisini, geriye kalan bölümleriyse C Serisi'ni hatırlatıyor. C Serisi'nin sınıfının en özenlilerinden birine sahip olduğu işçilik ve malzeme kalitesi, yeni E Serisi'nde de sınıfı için referans olabilecek bir otomobilin karşımıza çıkacağını düşündürüyor. Uzunluğu 43 mm, dingil mesafesi de 65 mm artan yeni Mercedes'in sınıf beklentilerini karşılayan bir yaşam alanı sunacağını tahmin etmek de zor değil. Geleneksel koltuk ısıtmasından farklı olarak otomobilde bu sınıf için bir ilk olarak kapı içindeki ve orta konsoldaki kol dayama bölümleri için de ısıtma sunuluyor. Kabinin farklı noktalarını içeren ambiyans aydınlatmasında kullanılan LED'ler 64 farklı renk seçeneğinin sunulmasına olanak tanıyor.

Kokpitin odağını oluşturan her biri 12,3 inç boyutlu iki ekran üst donanım seçeneğinde standart olacak. Baz ve orta donanım seviyelerinde ise direksiyonun arkasında alıştığımız tarzda, geleneksel bir gösterge tablosuna yer verilecek. Apple CarPlay ve Android Auto sistemlerini destekleyen multimedya sistemi de dahil olmak üzere, otomobilin neredeyse tüm sistemleri için sesli komut seçeneği sunuluyor. BMW'nin yeni 7 Serisi'nde sunduğu ve yıl sonunda tanıtılacak olan gelecek nesil 5 Serisi'nde de yer vermesi beklenen jest kontrollü kumanda sistemi ve dokunmatik ekran gibi özellikler Mercedes'in pek de ilgi alanına girmiyor. Stuttgart merkezli markanın dokunmatik bir ekran yerine sunduğu çözümse direksiyonun üzerindeki iki dokunmatik alan. Bu sayede multimedya ve navigasyon sisteminde veya araç ayarları menüsünde sayfaları başparmak hareketiyle kaydırmak mümkün oluyor. Ön koltukların arasında da dokunmatik bir panel daha bulunuyor.

Volvo'nun dikey orta konsolunun odağında Sensus sisteminin tabletvari dokunmatik ekranı var.

Rakipler arasında geniş bir fonksiyon içeriğini mantıklı ve kolay kullanılan bir kumanda sistemiyle en iyi birleştiren BMW'nin iDrive sistemi olarak dikkat çekiyor. Audi'nin dokunmatik panelli MMI sistemi güncellenme ihtiyacı olan bir sistem konumundayken Volvo'nun ilk kez yeni XC90'da karşımıza çıkardığı devasa dokunmatik ekranlı Sensus kontrol sistemi aynı zamanda sesli kontrolü de ön planda tutarak bir anlamda Mercedes'in felsefesine eşlik ediyor.

Makyajla birlikte güncellenen kokpitin üst kısmındaki bilgi ekranı kullanılmadığı zaman içeri giriyor.

OM651 kodlu 2143 cc'lik meşhur 4 silindirli dizelinde özellikle piezo enjektörlerdeki arızalar nedeniyle bir hayli baş ağrısı çeken Mercedes, yeni E Serisi'nde yeni dizel motor neslini de sahneye çıkartıyor. OM654 kodlu yeni dizel, 2,0 lt'lik silindir hacmiyle, bir önceki nesilde Türkiye'de satılan E 220 d ve E 250 d gibi dizel motorların yüzde 145'lik ÖTV dezavantajını da ortadan kaldıracak. 195 HP gücündeki yeni E 220 d'nin ortalama yakıt tüketimi 3,9 lt/100 km ve CO2 emisyonu da 102 g/ km olarak açıklanıyor. Mercedes bu motorun 150 HP'lik bir versiyonunu da yaz döneminde satışa sunacak. Silindir kapağı ve krank yatağı alüminyumdan üretilen ünitenin içinde kullanılan Nanoslide adı verilen patentli kaplama, silindir yüzeyi ve piston arasındaki sürtünmeyi azaltıyor. Otomobilin ilk etapta yollara çıkan ikinci motor seçeneğiyse güncel nesilden tanıdık olan 2,0 lt'lik benzinli turbo. 184, 211 ve 245 HP'lik üç farklı gücün sunulacağı 4 silindirli turbonun üstünde ise 3,0 lt'lik 6 silindirli yine aşırı beslemeli benzinli ünite yer alacak. Dizel motorda 6 silindirin huzurunu ve kuvvetini isteyenler içinse 258 HP gücündeki E 350 d sunulacak. 4 tekerlekten çekişin 4 silindirli motorlarla da opsiyonlar arasında yer alacak olması olumlu bir detay. 9 ileri vitesli otomatik şanzıman Türkiye'ye ilk etapta ithal edilecek olan 2,0 lt'lik motor seçeneklerinde standart olacak. Güncel E Serisi'nin Türkiye satışlarına büyük bir doping yapan 1,6 lt'lik dan onaylanmış değil. Ancak bu motorun vergi barajına takılmamak için pazarlara özel çözümlerden biri olduğu düşünüldüğünde yeni nesilde de sunulacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Hatta işi biraz daha heyecanlı hale getirecek bir komplo teorisini de ortaya atalım: Yeni E Serisi'nin altyapısı geliştirilmiş C Serisi platformu. Ve C Serisi'ndeki 1,6 lt'lik dizel motor da yeni E Serisi'nde karşımıza çıkabilir. "Ama 136 HP yetmez ki" diyenlere Renault orijinli bu dizelin bir de 160 HP'lik versiyonu olduğunu da hatırlatalım.

Sürücüye dönük orta konsol ve başarılı ergonomi gibi iki temel felsefe güncel 5 Serisi'nde de korunuyor.

Senaryo demişken, yeni E Serisi'nin farklı senaryolara hazırlıklı ve kendi tepkilerini verebilen bir otomobil olduğundan da bahsedelim. Yarı otonom sürüş devrini başlatan en somut örnek işte bu otomobil. Radar, sensör ve kameralardan oluşan güvenlik zırhı sayesinde yeni E Serisi reaktif, yani tepki veren bir otomobil. Adaptif hız sabitleyicisi öndeki araçla olan mesafeyi korurken, 210 km/s'ye kadar da otomatik takip gerçekleştirebiliyor. Ön camın üstündeki bir çift kameranın okuduğu veya navigasyon sisteminin belirttiği hız sınırları, yeni E Serisi tarafından algılanıyor ve otomobil hızını otomatik olarak o anki duruma adapte ediyor. E Serisi'ndeki aktif fren yardımcısı artık kavşak özelliğine de sahip. Artık yandan gelen araçlara ve yayalara da tepki veren sistem, teorik olarak 65 km/ s'ye kadar öndeki yayaya, kavşaklarda 50 km/s'ye kadar ve dur-kalk trafiği senaryosundada 90 km/s hıza kadar öndeki araca çarpmayı engelleyebiliyor. Engel aşma manevrası yardımcısı da E Serisi'ndeki dünya yeniliklerinden bir diğeri. Bu özellikte otomobilin önüne çıkan bir yaya karşısında eğer sürücü yayanın yanından geçmeye (engeli aşmaya) karar verirse, sistem direksiyonu çevirme momentine ve otomobilin tekrar çizgisine dönmesine yardımcı oluyor.

Boyutlardaki artışa karşın otomobilin 540 litrelik zaten yeterli olan bagaj hacmi artmamış. Stoplarda "yıldız tozu" efekti opsiyonu da var.

Rakipleri açısından baktığımız zaman sürüş yardımcıları ve güvenlik donanımlarında Mercedes'e en fazla kafa tutabilecek modelin Volvo S90 olduğu ortaya çıkıyor. Audi ve BMW sınıf ortalamalarını karşılayan özellikler sunsalar da Mercedes ve Volvo'nun gerisinde kalıyor. Süspansiyon konforunda her zaman referans alınan modellerden biri olan Mercedes E Serisi, yeni neslinde de bu özelliğini sürdürmek amacında. Yenilikçi havalı süspansiyon sisteminde arka aksta üç odalı önde ise iki odalı bir yapı var. Farklı boyutlardaki bu hava odaları süspansiyonun tepkilerinin çok yönlü olmasını sağlıyor.

Ön çamurluktan başlayıp bagajla birleşen omuz çizgisi ve C sütunundaki üçüncü yan cam 1998'de çıkan ilk S80'e göndermelerde bulunuyor.

E Serisi adı altında sedan dışında, station, coupe ve cabrio karoser seçenekleri de yer alıyor. E Serisi Sedan'a ilk katılacak versiyon E Serisi T Model, yani station gövde tipi olacak. Önümüzdeki yıl bu dönemde yollara çıkacak olan station E Serisi'nden sonra coupe ve cabrio versiyonlar da tanıtılacak. E Serisi, yine kendisinden türetilen CLS ve CLS Shooting Brake versiyonları hesaba katılmasa bile orta üst sınıfta en zengin karoser çeşitliliğini sunan otomobil olmayı sürdürecek.

İki parçalı L formlu stoplar ve Hofmeister kıvrımlı C sütunu, zarif ve geçmişle bağ kurabilen tasarımın anahtar noktalarını oluşturuyor.

Sonuç: Mercedes-Benz'in geçmişindeki otomobillere baktığımızda çoğu zaman şu klişeyle karşılaşırız: "Döneminin en iyi otomobili." Yeni E Serisi de bu klişe için ne gerekiyorsa fazlasıyla sahip. Güvenlik, konfor ve lükste sınıfında yeni bir dönemi başlatan otomobilin bence ilk bakıştaki tek zaafı fazlasıyla bilindik duran tasarımı.

Kubbe formlu tavan ve çıkıntılı bagaj kapağı Audi tasarımının tipik öğeleri arasındayer alıyor. Eskisine göre çok daha sportif görünse de alışıldık bir tasarım.

Yazı: Eray Özgür