ARKADAŞINA GÖNDER
24 saatlik yarış
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

HABERLER

24 saatlik yarış

12.10.2016 Çarşamba
24 SAATLİK YARIŞ

Bir adam, bi gündüz, bir gece ve bir otomobil. Her şeyi barındıran, otomobile bir 24 saat.

Jaguar'ın Nürburgring'de bulunan test merkezi bir çeşit kale. Giriş izni olmayan hiç kimse buraya giremez. Girenlerin bir kısmı da çıkamaz. Şifrelerle korunan büyük hangar kapıları açılıp yolla buluşmadan önce kalp atışları hızlanıyor: Acaba bu çok pahalı spor otomobil prototipiyle yola çıkabilecek miyiz? British Racing Green yani klasik İngiliz Yarış Yeşili renk, güçlü biçimde kükreyen 575 HP gücündeki 5,0 lt'lik kompresör beslemeli V8, beyaz kapı numarası plakalı, karbonfiberden üretilen heybetli arka spoyler: F-Type'ın sadece 250 adet üretilecek limitli serisinin 0 numaralı örneği, yani seri üretim öncesi ilk model.

Jaguar'ın merkez karargahından demir parmaklıklı kapıyı yüzümüze kapatacak bir son saniye sürprizi yok ve nihayet dışarıdayız. Öğleden sonranın son anlarındayız, saat tam 17:00 ve Jaguar F-Type Project 7 ile geçirebileceğimiz tam olarak 24 saatimiz var. Geri sayım başladı. Otomobilimiz radikal bir üstü açık F-Type. 14 cm alçaltılmış ön cam ve sürücü tarafındaki takla barının aerodinamik kaplaması 1954 yılının efsanevi D-Type'ını hatırlatıyor. Ve aynı zamanda da Jaguar'ın Le Mans 24 Saat'teki 7 zaferini de. 7 kez tam gaz 24 saat. Saf dinamizm, hızın içinde kaybolmak ve rüzgarın meditasyonu. Project 7, bir markanın motorsporları geçmişinin konsantre bir özeti. Peki, bu metal anıtla ne yapabiliriz? 24 saat boyunca otomobil kullanmak nasıl bir fikir? Planlanan rota? Plan yok. Le Mans'daki gibi bir yarış pisti olmadığı için istikamet ruhumuzun istediği her yer. Bir rüya gibi.

Meuspath'daki sanayi bölgesinden çıktıktan sonra güneyde Müllenbach'a ve sonra da Cochem istikametine. Mosel'de kurşuni renkteki gökyüzünden inen küçük damlalar yeryüzüyle ve Project 7'yle buluşuyor. Daha güneyde güneş hala parlıyor olmalı. Böylece ilk rotamız belirlenmiş oluyor: Hedeft e Ren Nehri'ni takip edip güneşi aramak var. Egzozdan kopan gök gürültüsü, yağmurun izlerini gördüğümüz Mosel'de olması muhtemel şeyleri hatırlatıyor. F-Type basık havanın etkisi altında terleyen tabiatın içinden hızla geçiyor. Sankt Goar'a geldiğimizde gökyüzündeki dramatik yağmur bulutlarının arasından ilk güneş ışınları da süzülüyor. Kokpitin üzerine bir branda gibi gerilmiş olan tenteyi çıkartma vakti geldi: Bagajdaki gergi halkasını gevşetip ön cam çerçevesindeki kolu çektikten sonra yaklaşık yarım metrekarelik kumaş parçası elimizde.

Jaguar, Ren Nehri'nin sağ yakasında nehrin akış yönünde neredeyse tek başına homurdanıyor. Akşam trafiği kısa bir süre önce bitmiş olmalı. Gezginler ve turistler yarın sabah erken saatlerde burada olacak. Etraft a sadece ön cama ve büyük ön ızgaraya çarpan sinekler, arılar ve kelebekler var. Ren Vadisi'nin dik yamaçları da tehditkar bir biçimde açık kokpite doğru uzanıyor. F-Type, yüksek bir konsantrasyonla kıyı caddesinden güneye inmeye devam ediyor. Bingen'a geldiğimizde nehir bizden sıkılmış olacak ki, rengi koyu yeşile dönerek yüksek bir debiyle doğuya doğru kıvrılıyor. Bu esnada ona eşlik edenler, Hollandalı birkaç mavna, sivrisinekler ve kendi sonsuzluğu...

Yeşil Jaguar, dar vadinin kendine has atmosferinin baskısından kurtulmuşçasına hızlanıyor. Rotanın devamında Kuzey Pfalz'in üzüm bağları ve dalgalı tepeleri var. Mükemmel kırsal yollar, sürücünün tepki süresi düzeyinde yavaşlama özgürlüğü, yormadan ve çok hassas çalışan direksiyon, iştahlı bir biçimde ısıran motor... Güneş etrafı sıcak bir altın sarısıyla boyuyor. Güneş, Project 7'nin karoserinin üzerinde coşkulu bir parıltıyla akıyor ve Jaguar'ın koyu yeşil tondaki rengine üç boyutlu bir etki kazandırıyor. Bu yolculukta aklımıza kazıdığımız yol notlarının arasına yenilerini ekliyoruz: Buğday tarlalarının baharatlı kokusu, kokpite akan 30 derece sıcaklığındaki rüzgar, V8'in şehveti arttıran gücü ve çalışma karakteri.

Güneş Wein Caddesi yakınlarında batarken, sıcak ışığı son bir kez Pfalz ormanlarının tepelerinde parlıyor. F-Type, çöken karanlıkla birlikte bir gündüz rüyası gibi kaybolup Karlsruhe'ye doğru yöneliyor. Bir süre otoyolda seyrettikten sonra Ettlingen'in arkasında Kara Orman bölgesine doğru tırmanış başlıyor. Açlık, susuzluk ve yorgunluk... Sürücünün ve otomobilin ihtiyaçları için pite girme zamanı. Gece yarısını geçti ve saat 01:30. Sekiz buçuk saat önceki "24 saat sürüş" isteğinden pek de eser yok. Sürücünün onurunu kurtarma çabası: Le Mans'da bir otomobili üç pilot sırayla kullanıyor. Sürücüler masajlarını yaptırdıktan sonra sıraları gelene kadar yataklarında uyuyabiliyor. Bense tek başımayım ve bir fi zyoterapistim bile yok…

Gäu'da boş caddeler ve ateşli otoyol etabı arasında

Saat 04:30 ve alarm çalıyor. Yarım saat sonra Schwann'da Ren Ovası'nın panoramik manzarasını seyredip güneşin doğuşunu bekliyoruz. Güneş kendisini beklediğimizden geç ama dramatik bir güzellikte gösteriyor. Yorgunluk hissi yavaş yavaş azalırken Project 7'yle bir günün sevinciyse artıyor. Kara Orman'ın kuzeyini sabah ışığında epik denecek bir etapla geçiyoruz. Stuttgart'ta sabah trafi ğiyle boğuşurken hissedilen Porsche ve Mercedes yoğunluğu yüzde 50. İstikametimiz kuzey ve hedefi miz de Neckar Tal'de şöyle sıkı bir yerel kahvaltı etmek.

Saate kısa bir bakış, kısa bir hesaplama ve asılan yüzler: Saat 17:00'de Nürburgring'de olmak istiyorsak yola koyulmak zorundayız. Aslında sadece kırsal yolları kullanmak istiyorduk. Ancak bu plan tamamen pragmatik nedenlerle değişti. Bu arada üstü açık 300 km/s'nin nasıl bir şey olduğunu da elbette az biraz merak ediyoruz. Heilbronn'da A81'e sapıp Würzburg'a yöneliyoruz. Gaz pedalı paspasa değiyor ve bir yüksek hız macerasına girişiyoruz.

Neredeyse sağırız ve pişmanlık tüm benliğimizi kaplıyor. Project 7 ile birlikte ücretsiz olarak sunulan tam vizörlü kaskları da yanımıza almalıydık. Bu yüksek hız macerasına daha doğrusu işkencesine birkaç dakika dayanıp kendimizi yeniden kırsal yolların şefk atli kollarına bırakıyoruz. Odenwald'i geçip Aschaff enburg'a yönelip, Frankfurt'u solumuzda bırakıyoruz. Saat 17:03'te Jaguar Kalesi'nin zilini çalıyoruz. Şimdi sadece uyku zamanı. Yarın sabahsa yine bu kapının önünde olacağız…

Yazı: Johannes Riegsinger-Eray Özgür Fotoğraflar: Frank Ratering