ARKADAŞINA GÖNDER
72 km 900 viraj
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

HABERLER

72 km 900 viraj

13.10.2016 Perşembe
72 KM 900 VİRAJ

Targa Florio’nun eski etabında bir Alfa Romeo Giulietta SZ Coda Tronca’yı ideal çizgide tutmak zorlu bir iş. Bunu başarmak için konsantrasyon, yedinci his ve kararlı bir sağ ayağın yardımı gerekiyor.

Campofelice di Rocella. Palermo. Sicilya. Bizim tüm konsantrasyonumuz ise bu düzlükte: Solda Madonien Dağları, sağda tamamıyla sakin duran Akdeniz. Zaman makinemiz küçük ve eski hatchbacklerin oluşturduğu sıkıcı kırsal trafiği ortadan kaldırıyor: 60'lı yılların başındayız. Uzun mesafe yarışı Targa Florio'da, Alfa Romeo Giulietta SZ ile start-finiş çizgisi istikametindeyiz.

İleride bir yerde yol 90 derecelik bir açıyla sola dönecek ama o zamana kadar yapılacak tek bir şey var: Gaz pedalını tabana yapıştırmak. 1,3 lt'lik 4 silindirli motorun çevirebileceği her devri, yaklaşık 100 HP'lik gücün her bir damlasını umarsızca kullanmalıyız. Sadece 840 kilogram ağırlığındaki otomobil 200 km/s'lik maksimum hızına sadece acımasız bir sürücünün pilotajında çıkabiliyor. Alfa'nın küçük 4 silindirlisi attığı ince çığlıklarla olayları dramatize etmeyi sevdiğini belli ediyor. Tam bir İtalyan...

Kırmızı Giulietta yüksek bir tempoyla batıya ilerliyor. Direksiyondaki boşluğu düşük hızlarda fark etmek mümkün değil. Ancak hız arttıkça direksiyonun üstündeki beyaz parmak eklemleri göze çarpıyor. Terle karışık bir saygı duymamızı sağlayan yüksek hız hissinin nedeni belki de kokpite hakim olan metalik kükremedir.

Cerda dönüşüne geldiğimizde dakikalar sonra ilk kez gerçek anlamda nefes aldığımızı fark ediyoruz. Viraj girişinde yavaşlarken frenlerden gelen gıcırtı kulağa bir arya gibi geliyor. Ara gaz vererek vites küçülttükten sonra vücudumuz viraj pozisyonunu alıyor: Giulietta SZ küçük bir otomobil. Sürücü koltuğundaki yerimizi aldıktan sonra, basık tavanın altında rahat bir biçimde oturabilmek için koltuk sırtlığını neredeyse yatış pozisyonuna getirmemiz gerektiğini anlıyoruz. Ancak bu ayar sadece düzlüklerde işe yarıyor ve önümüzdeki 70 kilometrede neredeyse hiç düzlük yok.

Alfa'nın sürüngenleri andıran yol tutuş özellikleriyle saman balyaları ve yol sınırının arasında ilerlerken, Giulietta'yı kolayca sola yönlendiriyoruz. Sırada dağ çıkışı var. Alfa, start-finiş düzlüğündeki uzun bir sol kıvrımı geride bırakıyor. Aslında düzlük kelimesi pek de doğru değil. Zira burası aslında az sonra kopacak türbülans öncesi küçük bir moladan fazlası değil.

Targa Florio'nun eski yapıları hala ayakta. Rüzgar, yıpranmış betonun arasında ıslık çalarken renkli tenteler de işin içine girince insan kendisini 60'lı yıllara ait bir yarış dioramasının içinde hissediyor. Gergin fl amaların ve afişlerin arkasında yıkık dökük bölümler var. Giulietta SZ ile yola devam etmek için yeterince iyi bir neden!

Kesilmiş bir arka tasarıma sahip Coda Tronca versionu 1962 yılına kadar sadece 30 adet üretildi. Alfa motorsporları departmanının teknolojisi ve Zagato'nun karoseri bir araya gelince ortaya çok başarılı bir otomobil çıktı: Üstten eksantrikli alüminyum motora sahip, hafif ve hızlı.

Giulietta Sprint Zagato hız için üretilmiş bir otomobil ve motoru da Sicilyalı bir şeytan gibi çılgınca devirleniyor. Ancak küçük yarışçının gerçekten güçlü bir şekilde ilerlemesi için sürücüsü tarafından buna zorlanması gerekiyor. Alt ve orta devirlerdeki istekli yapıya karşın elde edilen sonuç biraz sakin kalıyor. Ancak 5000 d/d'den itibaren sanki bir şalter kaldırılıyor ve motorun sesi bir savaşçı gibi çıkmaya başlayıp agresif hale geliyor. Canlılık dolu küçük İtalyan işte bu bölümlerde bir adrenalin pompası haline gelip kalp atışlarını hızlandırıyor. Giulietta SZ'nin sunduğu direkt sürüş stili, otomobili coşkunun metale dökülmüş haline getiriyor.

Targa Florio'nun kahramanları o zamanlar da dağları böyle aşmış olmalı. 20 saniyelik ritmik start, sollamak neredeyse imkansız ya da ancak öndeki araç kaza yaparsa ihtimal dahilinde... Patlamış göz kılcallarıyla ulaşılmış son limitlerde, nefes nefese alınan sonu görünmeyen virajlar ve dönüşler ya da silme geçilen duvarlar. Çok hızlı olanlar Cerda'daki köy içi inişlerde 300 km/s hıza kadar ulaşırken ortalama yarış temposunda ise 128 km/s'nin altına inmiyorlardı. Etraft aki seyirciler, hareket halindeki otomobillerin karoserlerine dokunmaya çalışıyordu. Çılgınlık, işte Targa Florio tam da buydu. Caltavuturo ve Collesano arasındaki bir yerde rüya gibi geçen günümüz sona eriyor. Asfalt çatlak ve topuk boyu çukurlarla dolu. Sicilya'nın parası yok, Targa Florio da yok…

Yazı: Johannes Riegsinger-Eray Özgür Fotoğraflar: Aleksander Perkovic