ARKADAŞINA GÖNDER
Ehliyet Ruhsat Yerine Biber Tarifi Verdim
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

SÖYLEŞİLER

Ehliyet Ruhsat Yerine Biber Tarifi Verdim

25.12.2012 Salı
EHLİYET RUHSAT YERİNE BİBER TARİFİ VERDİM

Ehliyetini 38 yaşında alan gazeteci, televizyoncu Mesut Yar ile, geç alevlenmiş otomobil tutkusunu konuştuk. 6 yılda 20’den fazla otomobil değiştiren Yar, otomobillerini garanti süresi dolmadan değil, ilk servisi gelmeden sattığını söyledi. Trafik çevirmesindeyse ehliyet ruhsat yerine biber ve diyet tarifi vermekten pek şikayetçi!

Otomobil sizin için nedir?

Mesut Yar: Otomobil, 6-7 sene öncesine bakarsan, sadece sağ koltuktan oluşan, hayatı kolaylaştıran bir şeydi.

Ehliyeti 38 yaşında aldınız. Hiç hevesiniz yok muydu?

Yar: Evet 38'de aldım. Şöyle bir hikaye var: Akın diye bir arkadaşım vardı, o babamın otomobilini kaçırırdı. Müthiş bir sürücüydü. Ben anahtarı çalardım, o kaçırırdı. Taa ki bir gün kızgın bir adamın otomobiline çarpana kadar. Taksim'de bir sopa yedik… Eşek sudan gelene kadar dövdü bizi. Ondan sonra da çok fazla kaçırmadık açıkçası. Ben tedirgin adamım, makaslara girmeye falan korkarım. Kurtuluş'ta büyüdüm, dar sokaklar sayesinde baya teorik bilgim oldu. Yani iyi bir Co-Pilot'tum. Direksiyon başına ilk kez ehliyet sınavında geçtim. Sonrasını hatırlamıyorum.

Ama mutlaka sizi teşvik eden bir şey olmuştur.

Yar: O zaman şoförüm vardı, Mustafa. O zamana kadar hayatımdaki bütün insanlar "ya geçme sen, beceremezsin, odur budur" beni durdurmuşlardı. Mustafa dedi ki; "patron geçsene direksiyona", kullanırım kullanamazsın tartışması arasında akşamları kullanmaya başladım. Hoşuma da gitti. Baktım ki teorik kadar pratikte de iyiymişim. Bir de çok kuralcıyımdır, kurallara uyarım.

Mesut Yar bunları anlatırken, 69'uncu yaşını dolduran ve otomobil kullanmakla alakası, ehliyeti bile olmayan babam aklıma geliyor. Babam da sağ koltukta sürekli fren yapar. Soruyorum: Peki, artık sağ koltukta oturmak sizi tedirgin ediyor mu?

Yar: Yani alıştınmı da bırakamıyorsun. Mesela Ferda (Eşi) kullanmaz. Direkt ben kullanırım. Yani sağ tarafta oturmak artık beni kaygılandırıyor.

Peki hanginiz daha iyi sürücüsünüz diye ortalığı karıştıracak bir soru sorsam!

Yar: Ferda benden iyidir. Ama uzun yolda her türlü harcarım Ferda'yı (Rekabette kazananın her zaman kadınlar olduğunu gösteriyor)!

Ne yaparsınız peki? Müzik mi açarsın yoksa müziği kapatıp motor sesini mi dinlersiniz?

Yar: Valla zaten iki kişiyle yapıyorum uzun yolu. Terapi gibi olur benim için. Bir de ben çok dikkatli olduğum için yanımdakinin bana yolu anlatmasını isterim.

Peki İstanbul trafiğiyle aranız nasıl?

Yar: İstanbul trafiğinde hakikaten çok kuduz bir herif oluyorum, hiç çekilmiyorum. Yani berbat. İnsanların saygısızlığını gördükçe sinirleniyorum. Adam sinyal vermiyor, sen bir kornaya bastığın zaman, işte sosyal medyadan "Mesut Bey siz haksızdınız, kornaya bastınız" diyorlar. Hem Ferda hem de kendim için bir sopa yaptırdım (Gülüyoruz).

Trafikte başınıza gelen çok enteresan bir olay var mı? Yolunuzu kesenler, önünüze kıranlar, bazen ünlülere çarpan bile oluyor.

Yar: Oluyor tabi ama ben genelde böyle halk tipi karakter olduğum için sadece trafikte durmuşsam, yan taraftan işte, simit yiyorsa yarısını kırıyor veriyor. Öyle kolektif bir hayat yaşıyoruz durduğumuz yerde. Özellikle kamyoncular, "Buyur Mesut Abi" diyerek yol veriyor. Yani baya kamyoncu dostuyuz!

En son ne ile ilgili trafik cezası yediniz? Emniyet şeridine giriyor musunuz mesela?

Yar: Ya çok korkunç bir şeyden yedim. Sinyalsiz şerit değiştiren kamyondan kaçayım derken trafik cezası yedik. Limitin 1 km/s üstündeydim. Limit 120, ben 121 ile ceza aldım. Onun dışında, emniyet şeridi, zaten bu EDS'ler falan çok yaygın olduğu için kullanmıyorum. Kullananlara da çok kızıyorum. İzin de vermiyorum yolda.

Mesut Yar'a kendini uyanık sanan, yasadışı tepe lambalı, sirenli otomobilleri soruyorum. Gülüyor…

Yar: Şöyle düşünüyorum, ben İstanbul'daki nüfus eğer 15 milyon ise, demek ki 12 milyon kadar polis, kaymakam var aramızda. Bir de solun hiç akmaması saçmalığı var ya bizde, politikada da akmaz! İlginç bir durum daha var, o da mesela ben trafiğin ters aktığı Kıbrıs gibi ülkelerde çok rahat otomobil kullanırım.

İlk otomobiliniz neydi, şu anda ne kullanıyorsunuz?

Yar: 2007 yılında BMW 520d ile başladım. Şu anda Porsche Cayenne 3.0 dizel kullanıyorum.

Sizinki hakikaten çok enteresan. Daha önce röportaj yaptığım herkesin ilk otomobili Doğan, Tempra gibiydi. Sizinkisi hızlı giriş. Bir de benzinli otomobil sevmiyorsunuz, onun sebebi nedir?

Yar: 520d'nin köpekbalığı formatına hastayım. Böyle başladı ve çok ilginç, o bende müthiş bir sadakat yarattı. 520d, benim her anlamda en rahat kullandığım otomobildir. Benzinli almam. Sevmiyorum.

Elektrikli otomobil kullandınız mı?

Yar: Cadillac Escalade Hybrid kullandım, çok komikti. Kullandığım en ilginç otomobil Porsche 911 Targa'ydı. Oğlum, Batuhan ile birlikte bindik, ikimiz de kocamanız. Otomobilin her türlü teknik işinden Batuhan anlar, hep ona sorarım.

Yeni co-pilot Batuhan galiba?

Yar: İçerideki bütün elektronikten anlıyor. Ben ne işe yarar bilmiyorum, Batuhan geliyor radyo yayını yapıyor.

"İstanbul'da 12 milyon polis, kaymakam var herhalde. Herkes emniyet şeridinde"

Otomobilinizi kaçırıyor mu?

Yar: Yani bir çalma hissiyatı var ama şimdilik "yemiyor". Benim arkadaşların otomobillerini kullanıyor.

Sürekli otomobil değiştiriyormuşsunuz. 3-4 yıl boyunca aynı otomobili kullanmak istemez misiniz?

Yar: 6 aydan fazla bir otomobilim olmadı. Yılda 7-8, şimdiye kadar 20'den fazla otomobil değiştirdim. Sonra arkadaşlar, "bu kaçakçılık formatına girer, kontrole alırlar" dediler, ondan sonra bıraktım değiştirmeyi. En önemsediğim şey fatura. Hep aynı adamdan alıyorum. Servis uyarısını duyduğum an, benim için o otomobil bitmiştir. Hemen götürüyorum galerici arkadaşıma, bir üst modele geçiyorum. Bir otomobil parasını değişime harcamışımdır.

Hep dizel kullanıyorsunuz. Bir Ferrari kullanmak istemez misiniz?

Yar: Geçen gün bir Maserati'ye binelim dedik. Bir dakika içinde soğudum ve indim içinden. Acayip bir gürültü var. Yani Ankara'ya gitsen 3 gün de hastanede baş ağrısı için kalırsın. Ama dizeller de seri, ben de hızlı otomobilleri severim.

Var mı bundan sonra kafanızda bir otomobil? Çünkü Cayenne muhtemelen limiti doldurmuştur.

Yar: BMW X6 düşündüm. Şimdi hangisi makyaj geçirecek, nesi değişecek falan kovalıyorum. Benim şu anda dönmek istediğim iki otomobil var. Audi Q7 ve BMW X6. X6'mı sattığım gün Batuhan benimle küstü!

Trafikte sizi en çok kızdıran hata ne oluyor?

Yar: Sinyal verilmemesi. Çıldırıyorum abi, uzunları yakıyorum. Yüksek otomobil, babanın böyle beynine giriyor!

Trafikle ilgili sıkıntıları hepimiz biliyoruz da bir şey olsa ilk önce nereden başlarsınız düzeltmeye?

Yar: Bir kere önce mevcut otomobillerin yarısını yakarım! Bizim bir an önce toplu taşıma alışkanlığını edinmemiz lazım, çok lezzetli bir şey. Ben metro dışında hepsine alıştım.

Pişman olduğunuz bir otomobil var mı?

Yar: Range Rover. Aşırı pişmanım. Şundan dolayı, çok yüksek ve kontrolü zor. Öyle bir sorun yaşadığım zaman hemen satıyorum. Ama ÖTV sayesinde bir tek ondan para kazandım!

Benzin fiyatları, ÖTV gibi konularla aranız nasıl?

Yar: ÖTV'ye çok sövüyorum. Bir de KDV'si var. Aracın Almanya'dan çıkış fiyatı 50-60.000 Euro ama burada geliyor sana 140.000 Euro'ya.

Trafik polisleriyle aranız nasıl, sizce yeterli denetim oluyor mu?

Yar: Son 6 aydır ne varsa, işi çok sıkı tutuyorlar. Çok sıkı bir dostluk oluştu aramızda. Kankayız! Köprüde beni durdurup zayıflama reçetesi soran polis var. "Acı biberi nereden alıyorsun" diye sordu polis.

Aracınızı valeye verir misiniz?

Yar: Maalesef veriyoruz. En kızdığım meslek türü. Aynayı bozuyor, koltuğu bozuyor, otomobili çarpıyor. Her şeyi bozuyorlar. Valeye verilen paraya çok üzülüyorum. Gideyim 20 kişiye yemek ısmarlayayım, 2.000 TL vereyim ama o valeye 20 TL verdiğim anda benim rengim beyaz oluyor.

Yazı: Volkan Demirkuşak

Fotoğraf: Mahmut Ali Özyön

BİZE ULAŞIN