ARKADAŞINA GÖNDER
Sürüş İzlenimi: Mercedes E Serisi
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

TEST MERKEZİ

Sürüş İzlenimi: Mercedes E Serisi

16.04.2016 Cumartesi
SÜRÜŞ İZLENİMİ: MERCEDES E SERİSİ

Mercedes’in yeni E Serisi’nde tam olarak sunduğu bu: Yeniden doğuş! Bu sefer tasarımı falan boş verin, otomobilin içerisine girdiğimizde bizi saran ve rakiplerinden bariz bir şekilde çok daha iyi olan malzeme ve işçilik kalitesini de! Yeni E Serisi geleceği, otonom sürüşü nasıl bu kadar pratik sunuyor?

Mercedes'in amiral gemisi S Serisi. Ama 10'uncu nesliyle karşımıza çıkan E Serisi, markanın lokomotifi, teknoloji üssü sıfatlarını hak edecek donanımlarla S Serisi'ne bile meydan okuyor. Bunu keşfetmek için Avrupa anakarasının en ucuna, Portekiz'e gittik. Yaklaşık 5 saat süren yorucu bir yolculukla başladı Mercedes E Serisi lansmanı. Bu yorgunluğun üstüne yüzlerce kilometrelik bir rota vücudumun direncini kırıp beni bitkin kılacaktı. Uçaktan inip Mercedes organizasyonundan kendime yeni motor seçeneğine sahip E 220d seçip bir an önce rotaya başlayıp kendimi otel odasına atmak niyetindeydim. Önce kısa bir bilgilendirme toplantısı yapıldı. Otomobilin otonom sürüşü hakkında bilgiler verildi. Mühendisler anlattıkça burun kıvırmaya başladım bile. Yanımdaki arkadaşıma "ben yıllar önce zaten Volvo S60 ile İstanbul'dan İzmir'e hiç fren ve gaz kullanmadan adaptif hız sabitleme ile gitmiştim" diyordum.

Yola çıkıp anlatılanları bir kez de E Serisi'nde keşfedeyim dedim. Ayarlanan hıza göre giden hız sabitleme sistemi bir adım öteye geçip yoldaki hız tabelalarına göre E Serisi'nin hızını düzenlediğinde biraz şaşırdım. Hız tabelasını geçer geçmez otomobil o hıza uyuyordu. Derken toplantıda anlatıldığı gibi adaptif hız sabitleme sistemi devredeyken sinyal kolunu iki saniye basılı tutup, istediğim şeride E Serisi'nin kendisinin direksiyonu ele alıp geçmesini denedim. 80 ile 180 km/s hız arasında çalışan bu sistemle şaşkınlıktan ağzım açıldı! Otomobil etrafındaki araçları hesaplayıp en uygun zamanda, güvenli bir şekilde direksiyon kontrolünü ele alıp şerit değiştiriyor. Sürücü ne gaza, ne frene basıyor, ne de direksiyona müdahale ediyor. Sürücü olarak bindiğim araçta artık ben de yolcuydum. Otoyolda tüm uçak yolculuğu yorgunluğunu atıp E 220d'de yolculuk keyfini yaşarken biraz da yeni dizel motorun tepkilerini hissetmek için kontrolü ele aldım.

2,0 litrelik benzinli kadar atak ve canlı olan motorun dizel yakıtla beslendiğini devir göstergesine bakmasak anlamamız zordu. Ne bir ses, ne de titreşim var. Konforu arttıran bir diğer yenilik de Air body control olarak adlandırılan, çok odacıklı havalı süspansiyon sistemi. Nerdeyse yolu hissettirmiyor.

Pist kapısından içeri girip otomobilimizi park edecekken bırakalım da bunu da E Serisi yapsın istedik. Ne sağa ne de sola sinyal verdik. Park etmek istediğimiz alana gelip koltukların arasındaki konsolda yer alan otomatik park sisteminin düğmesine bastık. Radar sistemi etraft aki park alanlarını taradı. Buldukları arasından birini seçtik. Yetmedi, E Serisi park alnına önden mi, yoksa geri geri mi yanaşmak istediğimizi sordu! İşi zorlaştıralım dedik. Geri geri park ettirirdik. Bizi park yerine bir çırpıda soktu. Araçtan indik. Mercedes mühendislerinden biri gelip bunu biraz daha zorlaştırmayı teklif etti. Elinde akıllı telefon. Kapıların açılamayacağı kadar bir dar alana, telefondaki uygulamayı kullanarak park etmeyi teklif etti. Otomobili çıkartalım dedik. "Gerek yok uygulamayla E Serisi kendi çıkar" dedi! Anahtarı uzattık, "ona da gerek yok telefonumda bu araca özel olan bir çip var, anahtarsız kapıları açıp aracı çalıştırabilirim" dedi. "Bunu özellikle filo şirketlerinin anahtar karmaşası yaşamaması için geliştirdik" dedi. Şaşkınlığımız giderek büyüyor. Çıkarttı telefonu, bizim az önce durdurup kilitlediğimiz E 220d'yi dışarıdan uyandırdı. Telefondaki uygulamadan iki hareketle otomobili olduğu yerden çıkarttı. Sanmayın ki manevrayı telefon üstünden yaptı. Aslında uygulamada sadece otomobilin park alanından ileri doğru çıkması seçeneğini tercih etti. Manevrayı tamamen otomobil yaptı. O sadece kontrolün bir insanda olduğunu araca bildirmek için telefon ekranında uygulamanın gereği olan, parmağıyla daire hareketi çizdi.

Otomobil sürücüsüz bir şekilde park alanından çıktı. Direksiyona geçip daha dar olan park yerine götürdük. Ve araçtan indik. Park sistemi boşluğu analiz etti. Otomobilin sığacağına onay verip uygulamadan hareketi sağlamamız için işaretini verdi. Araç sürücüsüz bir şekilde manevralarını yapmaya başladı. Biz de teknolojiyi yenmek için araç manevra yaparken arkasından, önünden ya da yanından geçip durduk. Bize çarpsın da Mercedes'ten tazminat isteriz belki diye! Yok, E Serisi çok uyanık! Hiçbir cisme çarpmıyor. Aslan gibi, kendinden emin şekilde girdi yuvaya. Olmuş. Bu araçtaki otonom sürüş, olmuş. Otomobillerde sürücü değil, belki sadece sorumlu operatör olup, kontrolü tamamen otomobillere bırakıp, yetkiyi üstleneceğimiz günleri görür gibiyim. Çok sıkıcı. Çok keyifsiz. Ama bilinçsiz sürücülere göre çok daha güvenli. Çok daha dikkatli. Hatta şu, etimi kemiklerimden ayıran uçak yolculuğunu düşündüğümde ne kadar konforlu…

Peki, yeni E Serisi sürücüye ne sunuyor. Siz de benim gibi direksiyona ve otomobil hükmetmek isteyenlerdenseniz, ikinci gün tecrübemizi anlatmaya başlayayım. Bu sefer valizleri toplayıp, onlarca meslektaşımı geride bırakıp E 400 4MATIC kaptım bir tane.

Ne motor sesini, ne hızlanmasını doğru düzgün hissedebildim. Almanya'nın hız sınırı olmayan otoyolunda olsaydım keşke. 250 km/s'ye çıkmıştım şimdiye kadar. Portekiz'in hız kuralları kabini nasıl bir kaliteyle donatıldığını ve benzersiz müzik sistemiyle tanışmamı sağladı. Otomobili ilk çalıştırdığımda A sütunlarına yerleştirilen tweeter'ların yuvasından vida gibi dönerek çıktığını görünce zaten aklım yerinden bir an gitmişti! Çok etkileyici… Artık piste geldik. Estoril'deyiz. Kendi E 400 4MATIC'lerimizi park ettik. Mercedes'in pilotlarının önderliğinde, arkasındaki üç adet E 400 4MATIC'ten birinin direksiyonuna geçtim. İlk günün çok yağışlı olduğundan bahsetmemiştim. Şimdi bu detay önem kazandı. Pist ıslak, hatta yer yer su birikintisi var. İlk gün piste çıkanların start düzlüğüne bağlanan virajda 30 km/s hıza kadar düştüğünden bahsetti, lideri pilotumuz.

Piste çıkmadan Sport+ modunu seçmemizi istedi lider! Bizi tanımıyor ama otomobile çok güveniyor anlaşılan. Yoksa neden bu kadar tehlikeli bir durumdaki pistte bizi ESP'den mahrum bıraksın? Ben en sondaki araçtayım. Önümdeki ki meslektaşımı tanıyorum. Daha önce resmi olarak yarıştılar. Çok hızlılar. Liderimiz de telsizden sürekli teşekkür ediyor. Bu organizasyonda ilk kez bu kadar hızlı pist turu atamamızı sağladığımız için. E 400 4MATIC çok dengeli.

Elektronik sürüş destekleri olamadığında bile çok iyi kontrol edilebiliyor. Direksiyon çok net. Sürücünün isteklerini anında yerine getiriyor. Süspansiyon sistemi, şasi sizi yolda tutmak için çok çalışıyor. Motor ve şanzıman çok uyumlu, çok istekli. Otomobil hızlı. Durun bir dakika! Bu bir spor otomobil değil! Bir gün önce malzeme ve işçilik kalitesiyle bizim gibi yüzlerce yenilik göreni etkileyen, otonom sürüşüyle geleceğe pencere açan E Serisi şimdi standart bir versiyon ile pistte "gazlamamızı" sağlıyor.

Sonuç:Yeni E Seri olmuş, hem de çok olmuş! Hem donanımı, hem kalitesi hem de sürüş dinamikleriyle. Şimdiden fi yat listesinde E 200, 219.500 TL'den başlayan fi yatlarla satılırken kendini beğendiren, yeni dört silindirli motoruyla E 220d, 285.300 TL'lik fi yatla satılıyor. Bu modelin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayan 1,6 litrelik benzinli ve dizel motorlar için ise henüz tarih verilmiyor.

Yazı: Koray Kodal Lizbon/Portekiz