ARKADAŞINA GÖNDER
Donanım kalabalığı
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

YAZARLAR

01 Eylül 2015, Salı
Donanım kalabalığı
HALİT BOLKAN Donanım kalabalığı
Yazarın Tüm Yazıları

Otomobil sektörü rekabetin çok çetin olduğu sektörlerin başında geliyor. Diğer sektörler öyle değil mi diye sorabilirsiniz; tabii ki her sektörde rekabet var ama otomotivde ve özellikle de otomobil pazarında o kadar çok ihtiyaç, beklenti ve rakip var ki. Zaten bu yüzden otomobil sınıfl arı yani çeşitliliği sürekli artıyor. Üstelik ana sınıfl arın içinde yeni karoser tipleri de boy göstermeye başladı. En güzel örneklerden biri, crossover ya da SUV modellerin küçük sınıft an lüks sınıfa kadar yayılması. Bunun yanı sıra tüketicileri ikna etmek için tasarımdan kaliteye, kullanışlılıktan performansa, ekonomik olmaktan güvenliğe kadar birçok disiplinde öne geçmeye çalışmak gerekiyor.

Son 20 yılın en önemli pazarlama unsurlarından biri hiç kuşkusuz elektronik destek sistemleri ve multimedya olarak tanımladığımız eğlence ve bilgi sistemleri. Artık neredeyse her yeni otomobilde bir ekran var ve birçok sistem bu ekran üzerinden kumanda ediliyor. Otomobil üreticilerine sorarsanız yeni nesil bu tip bir yaklaşımı daha çok beğeniyor ve istiyor. Çünkü yeni nesiller elektronik çağında doğdu ve onların yaşamının önemli bir parçasını da bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar oluşturuyor. Açıkçası bu tespit doğru ama otomobillerde bu kadar çok elektronik sistemin varlığı gerçekten isteniyor mu? Elbette sürüş güvenliğini sağlayan sistemler olmalı, zaten bu sistemler sürücünün isteği dışında çalışıyor. Ancak fark yaratmaya yönelik çaba olarak gördüğüm birçok sistem de var. Üstelik bu sistemlerin merkezi bir ekran üzerinden kullanılmaya çalışılması hem sürüş güvenliğini tehlikeye düşürebilecek riskler içeriyor hem de pratik değil. Basit iki düğmeyle kumanda edilebilecek bir sistem için ekran üzerinden menüler içinde dolaşmak havalı bir zaman kaybından başka bir şey değil bence.

Nitekim bu düşüncemi doğruladığını düşündüğüm bir araştırmayla karşılaştım. J. D. Power tarafından ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre yeni otomobil satın alanların en az yüzde 20'si araçta sunulan 33 teknolojinin 16'sını hiç kullanmıyor. Araçtaki navigasyon sistemini hiç kullanmayanların oranı yüzde 38 iken sürücülerin yüzde 35'i otomatik park sistemini denemiyor bile. Multimedya sistemlerinde internete bağlanma özelliğiyle aplikasyonlar da devreye girmiş oldu ama sürücülerin yüzde 32'si bu aplikasyonlarla ilgilenmiyor.

1977-1994 yılları arasında doğan Y kuşağı temsilcilerinin en az yüzde 20'si, eğlence ve bağlanabilirlikle ilgili 23 donanımı istemediklerini belirtmiş.Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu da tüketicilerin yüzde 20'den fazlasının bir sonraki otomobillerinde olmasını istemediği 14 sistem bulunması. Peki, tüketiciler bu sistemleri neden reddediyor? Yanıtlar genelde iki noktada yoğunlaşıyor. Birinci grup bu sistemleri ve donanımları kullanışlı bulmuyor. İkinci grupsa aracı aldığında bu sistemin paketin içerisinde olduğunu söylüyor; yani isteyerek almamış.

Bu bilgiler ışığında otomotiv şirketleri milyarlarca dolar harcayıp eğlence ve bilgi sistemleri geliştiriyor ama tüketicilerin kayda değer bir kısmı bu sistemleri istemiyor diyebiliriz. Daha önemlisi, istemediği ve ihtiyaç duymadığı halde tüketiciler bu sistemlere para ödemek zorunda kalıyor. Esnek üretim yetenekleriyle övünen firmalar bakalım müşterilerin donanımla ilgili bu isteğine ne zaman gerçek anlamda yanıt verebilir hale gelecek? Aksi takdirde daha birçok elektronik sisteme boş yere para ödeyeceğiz…

kalan karakter 2000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan OTOHABER veya otohaber.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.