YAZARLAR
Ya da hiç tek şeritli bir yolda, harfiyat kamyonu arkasından cabrio ile yol aldınız mı? Ben aldım! Kamyonun kasasından yükselen toz bulutunun içinde kalınca, olabildiğince yavaşlayıp onun gitmesini beklemeye çalıştım. Ama arkamda oluşan trafik, mesafeyi açmama engel oldu. Toz bulutundan kurtulmuşken, bu sefer de lastiklerinin arasından, adeta havalı bir tüfekten atılan plastik mermiler misali, taş parçalarına maruz kalmıştım. Aslında aracın içinde kask taksaydım, bu da bir sorun olmazdı!
Peki ya sahil yolunda bir cumartesi trafiğinde ilerlemek isteseniz. Bilen bilir; İstanbul sahillerine güneş vurduğunda mangalını kapan iner. Ama deniz kenarına değil, kaldırım kenarlarına yerleştirilen mangallar ve denize değil de otomobillere dönük oturan aileler görürsünüz. İşte bu sebeple en çok otomobil seven insanlar, bizim aramızdadır. Bu sevgi deniz manzarasından bile fazladır. Aslında telefon ücreti ödememek adına dumanla haberleştiklerine inandığım bu kitlenin bulunduğu yerden geçerken, bir cabrio kullanıyorsanız; vay halinize. Üstünüze, saçınıza ve araca sinen duman kokusu sebebiyle, yanından geçtiğiniz herkes sizin mesleğinizin bir ocakbaşı ahçısı olduğunu zannedecektir.
Ben yine de cabrio otomobil tutkumdan vazgeçme niyetinde değilim. Bu yüzden kendimi cabrio otomobillerde koruma yollarını geliştirmeye adadım!

