ARKADAŞINA GÖNDER
Bir Başka AMG
İsim Soyisim
E-Posta
Alıcı E-Posta
Mesaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
www.otohaber.com.tr

TEST MERKEZİ

Bir Başka AMG

19.01.2015 Pazartesi
BİR BAŞKA AMG

AMG serisi genişlemeye devam ediyor, üstelik hiç beklenmedik sınıflarda da karşımıza çıkıyor. AMG logosu bu kez karşımıza kompakt crossover kostümüyle çıktı: GLA 45 AMG. A Serisi’nin AMG versiyonuyla aynı alt yapıya sahip GLA 45 AMG, Türkiye yol koşulları için en uygun AMG versiyonu olabilir mi?

Yağmurlu bir günde buluştuk GLA 45 AMG ile. Bozuk yollardaki çukurlar birer su birikintisine dönüşmüştü. Her biri spor otomobillerin altını yere sürtmesine sebep olabilecek ayrı birer tuzak. Neyse ki GLA 45 AMG'nin zemini yerden yeterince (tam yüklüyken 124 mm) yüksek.

Ne su dolu çukurlar, ne de hız kesme tümseklerinde otomobilin altını sürtmüyoruz. Yoğun bir trafikteyiz. Otomobilde standart olarak sunulan stop/start sistemi defalarca devreye giriyor. Bu işlemi sarsıntısız bir şekilde yapıyor olması, sıkılıp onu kapatmamıza gerek bırakmıyor. Mercedes-Benz modellerinden alıştığımız sürüş modları, GLA 45 AMG'de de var. Biz bu yoğunlukta Eco modunu tercih ediyoruz. Yakıt ekonomisi için çabalasak da bu kadar yoğun bir trafikte 15 lt/100 km'lik tüketim değerini yol bilgisayarında görünce şaşırmıyoruz. Test ölçümlerinde tüketim 10 lt/100 km'ye iniyor.

Yolu uzatmak adına, trafikten kurtulmak için orman yoluna yöneliyoruz. Şimdiye kadar sakin bir şekilde bize eşlik eden motor tınısı, spor modunu tercih eder etmez etkileyici bir kükremeye dönüşüyor. Bunda yaklaşık 2.800 TL'ye satılan opsiyonel AMG sportif motor ve egzoz ses düzeninin payı var.

Yerden yüksek karoser, ağırlık merkezinin de yükselmesi anlamına geliyor. Bu da genel olarak yol tutuşu olumsuz etkileyebilir. Ama standart olarak 4MATIC isimli dört tekerlekten çekiş sistemiyle gelen GLA 45 AMG, ıslak zemine rağmen izinde kalmak için sürücüyü zorlamıyor. Geçilen her bir virajın içerisinde kalmayı başaran GLA 45 AMG ile zemin şartları zorlaşsa da performans azalmıyor. Ön koltuklar da sizi o kadar güzel destekliyor ki, virajda maruz kaldığınız G kuvvetine karşı direnciniz artıyor. Direksiyon sizinle bilek güreşi yapmıyor. Sözünüzü dinlemek için üretilmiş. Ani direksiyon hareketleriniz, tüm karoserde aynı hızda cevap buluyor. Bu çeviklik, GLA 45 AMG'nin sürüş güvenliğini arttırıyor. İstediğinizde günlük kullanılabilen bir spor otomobil olmayı beceren GLA 45 AMG, istediğinizde ise tam bir performans makinesı.

Dünyanın en güçlü 2,0 lt'lik turbo motoru unvanına sahip olan 360 HP'lik güç ünitesi 5 kapılı bir süper spor otomobil kullanıyormuşsunuz hissi yaratıyor. Alt devirlerden itibaren gelen yüksek tork, atmosferik bir motor gibi devri yükseltseniz bile tırmanmaya devam ediyor. 2250 d/d ile 5000 d/d arasında üretilen 450 Nm'lik maksimum tork sayesinde otomobilin nefesi kesilmiyor. Otomobilin bu hızına ayak uyduracak iyi bir şanzıman üretilmiş. 7 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman ani hızlanma isteklerinde, arkadan tekme yemişsiniz gibi hissettirse de vites seçimlerinde başarılı. AMG imzalı, DCT isimli şanzıman o kadar hızlı vites değiştiriyor ki, direksiyon arkasındaki vites değiştirme kulakçıklarına hamle bile yapamıyorsunuz. Anacak motor frenine ihtiyaç duyduğunuzda bu kulakçıkların faydasını görüyorsunuz.

Otomobil, hızlandığı kadar da iyi duruyor. Önlerde 4 pistonlu kaliperler ve 350 mm'lik diskler, arkalarda ise tek pistonlu kaliperler ve 320 mm'lik hava kanallı diskler sayesinde 35 metrelik 100-0 km/s fren testi verisi elde edebildik. Standart olarak gri renkli gelen fren kaliperleri test aracımızda kırmızıydı. Oldukça şık görünen bu seçim için ise yaklaşık 2.000 TL fiyat farkı ödemek ne kadar gerekli? İşte o tartışılır.

Kırmızı renkli emniyet kemerlerini taktığınızda, şeref madalyası almış gibi sevinseniz de, kokpitte AMG'nin ayrıcalığını hissettirecek detay az. Vites kolu üzerindeki, tarihi AMG logosuyla yetinmek zorundasınız. Dışarıda, opsiyonel olarak almış olduğunuz aerodinamik paket ile sizi izleyenlerin ağzı açık kalırken, içeride bu etki daha fazla olmalıydı.

Yazı: Koray Kodal

Fotoğraflar: Ersan Sezer